KESİNLİK, PUSLU MANTIK ve “1”SİZLİK PROBLEMİ
E-ISSN: 3108-5377
Hakan Bilbay
Öz
Kesinlik kavramı modern dönemlere kadar doğru-yanlış kavramları ekseninde ele alınmıştır. Kesin bilgi, doğru veya yanlış olabilen önermeler üzerinden üretilmeye çalışılmıştır. Modern dönemlerde özellikle iki değerli mantığın kullandığı endüktif yöntemin yeni bir bilgi üretmediği sadece totolojilerden ibaret olduğu eleştirileri yükselmiştir. Klasik mantığın dilsel olması ve dilin de gerçek hayatta birçok belirsizlikler içermesi, klasik mantığın kesinliği veremeyeceği noktasında eleştiriler getirilmesine sebep olmuştur. İfadelerde oluşan belirsizliklerin giderilmesi için, ifadelerin kendisinden bağımsız bir dilin oluşturulması fikri sembolik mantık çalışmalarını tetiklemiştir. Sembolik mantıkla birlikte gelen belirsizlikleri dışta bırakma yaklaşımı son yüzyılda eleştirilerle karşılaşmış ve dildeki bu belirsizlikleri/çok anlamlılığı karşılayabilecek bir mantık anlayışı olarak puslu mantık geliştirilmiştir. Puslu mantık, klasik mantığın {0,1} (doğru-yanlış) anlayışını genişleterek [0,1] yaklaşımını ortaya koymuştur. Burada [0,1] aralığı önermelerin puslu kümelere üyelik derecelerini belirten ve nitelikler arası karşılaştırmalara imkân veren niceliksel değerlerdir. Puslu mantık doğru-yanlış”tan öte daha doğru, daha az doğru gibi yeni kavramlar geliştirmiştir. Ancak puslu mantık açısından mutlak doğru (hakikat) kavramı tartışma dışına itilerek aslında metafiziksel bir tartışmadan da sakınılmıştır. Bu sakınma puslu mantık açısından kendisini “1” sizlik olarak göstermiştir. İkili mantığın getirdiği kesinlik anlayışını eleştiren, gündelik hayattaki ve dilde ki belirsizlikleri daha iyi yansıttığı iddiasındaki puslu mantığın bu kesinlik eleştirisi aynı zamanda bir metafizik problem ortaya çıkarmıştır. Kesinlikten kaçış, metafizik bir problem olan “mutlak hakikat var mıdır?” sorusunun/arayışının ötelenmesine varmıştır. “1” sizlik problemi olarak adlandırdığımız bu problem, Yalçın Koç”un nazariyat sisteminin, metafizik ve mantık arasında kurduğu güçlü bağın bir sonucu olarak değerlendirebileceğimiz “taşım mantığı” yaklaşımıyla daha da belirgin kılınabilir.
Anahtar kelimeler: Kesinlik, İkili Mantık, Puslu Mantık, Hakikat, Dil-Mantık-Metafizik İlişkisi, Taşım Mantığı
Abstract
Until the modern era, the concept of certainty was predominantly approached within the framework of the true–false dichotomy. Certain knowledge was sought through propositions assumed to be either true or false. In the modern period, however, critiques emerged-particularly targeting the inductive method employed by two-valued logic-arguing that it fails to generate genuinely new knowledge and amounts merely to tautological reasoning. Moreover, the inherently linguistic character of classical logic, together with the fact that language itself encompasses numerous ambiguities in lived reality, has given rise to objections claiming that classical logic is incapable of securing certainty. In order to eliminate the ambiguities arising in expressions, the idea of constructing a language independent of the expressions themselves gave impetus to the development of symbolic logic. However, the approach adopted by symbolic logic-namely, the exclusion of ambiguity-has faced criticisms over the past century. As a result, fuzzy logic was developed as a conception of logic capable of accommodating the ambiguities and polysemy inherent in language. Fuzzy logic extends the classical logical framework based on the binary set {0,1} (true–false) by introducing the interval [0,1]. Within this framework, the interval [0,1] consists of quantitative values that represent the degrees of membership of propositions in fuzzy sets, thereby enabling comparisons among qualitative attributes. Fuzzy logic thus goes beyond the true–false dichotomy and introduces new notions such as degrees of truth, including “more true” and “less true.” However, from the perspective of fuzzy logic, the concept of absolute truth (veritas) is set aside and rendered non-problematic, thereby effectively avoiding a metaphysical debate. This avoidance manifests itself within fuzzy logic as an absence of “1.” While fuzzy logic criticizes the notion of certainty imposed by binary logic and claims to more adequately reflect the ambiguities present in everyday life and language, this very critique of certainty simultaneously gives rise to a metaphysical problem. The flight from certainty has led to the postponement of the metaphysical question -namely, whether an absolute truth exists. This issue, which we designate as the problem of “non-one-ness,” can be rendered more explicit through the approach of “bearing logic” (taşım mantığı), which may be regarded as a consequence of the strong connection established between metaphysics and logic within Yalçın Koç’s system called Nazariyat.
Keywords: Certainty, Binary Logic, Fuzzy Logic, Truth, The Relationship between Language, Logic, and Metaphysics, Bearing Logic (Taşım Mantığı)
Öz
Kesinlik kavramı modern dönemlere kadar doğru-yanlış kavramları ekseninde ele alınmıştır. Kesin bilgi, doğru veya yanlış olabilen önermeler üzerinden üretilmeye çalışılmıştır. Modern dönemlerde özellikle iki değerli mantığın kullandığı endüktif yöntemin yeni bir bilgi üretmediği sadece totolojilerden ibaret olduğu eleştirileri yükselmiştir. Klasik mantığın dilsel olması ve dilin de gerçek hayatta birçok belirsizlikler içermesi, klasik mantığın kesinliği veremeyeceği noktasında eleştiriler getirilmesine sebep olmuştur. İfadelerde oluşan belirsizliklerin giderilmesi için, ifadelerin kendisinden bağımsız bir dilin oluşturulması fikri sembolik mantık çalışmalarını tetiklemiştir. Sembolik mantıkla birlikte gelen belirsizlikleri dışta bırakma yaklaşımı son yüzyılda eleştirilerle karşılaşmış ve dildeki bu belirsizlikleri/çok anlamlılığı karşılayabilecek bir mantık anlayışı olarak puslu mantık geliştirilmiştir. Puslu mantık, klasik mantığın {0,1} (doğru-yanlış) anlayışını genişleterek [0,1] yaklaşımını ortaya koymuştur. Burada [0,1] aralığı önermelerin puslu kümelere üyelik derecelerini belirten ve nitelikler arası karşılaştırmalara imkân veren niceliksel değerlerdir. Puslu mantık doğru-yanlış”tan öte daha doğru, daha az doğru gibi yeni kavramlar geliştirmiştir. Ancak puslu mantık açısından mutlak doğru (hakikat) kavramı tartışma dışına itilerek aslında metafiziksel bir tartışmadan da sakınılmıştır. Bu sakınma puslu mantık açısından kendisini “1” sizlik olarak göstermiştir. İkili mantığın getirdiği kesinlik anlayışını eleştiren, gündelik hayattaki ve dilde ki belirsizlikleri daha iyi yansıttığı iddiasındaki puslu mantığın bu kesinlik eleştirisi aynı zamanda bir metafizik problem ortaya çıkarmıştır. Kesinlikten kaçış, metafizik bir problem olan “mutlak hakikat var mıdır?” sorusunun/arayışının ötelenmesine varmıştır. “1” sizlik problemi olarak adlandırdığımız bu problem, Yalçın Koç”un nazariyat sisteminin, metafizik ve mantık arasında kurduğu güçlü bağın bir sonucu olarak değerlendirebileceğimiz “taşım mantığı” yaklaşımıyla daha da belirgin kılınabilir.
Anahtar kelimeler: Kesinlik, İkili Mantık, Puslu Mantık, Hakikat, Dil-Mantık-Metafizik İlişkisi, Taşım Mantığı
Abstract
Until the modern era, the concept of certainty was predominantly approached within the framework of the true–false dichotomy. Certain knowledge was sought through propositions assumed to be either true or false. In the modern period, however, critiques emerged-particularly targeting the inductive method employed by two-valued logic-arguing that it fails to generate genuinely new knowledge and amounts merely to tautological reasoning. Moreover, the inherently linguistic character of classical logic, together with the fact that language itself encompasses numerous ambiguities in lived reality, has given rise to objections claiming that classical logic is incapable of securing certainty. In order to eliminate the ambiguities arising in expressions, the idea of constructing a language independent of the expressions themselves gave impetus to the development of symbolic logic. However, the approach adopted by symbolic logic-namely, the exclusion of ambiguity-has faced criticisms over the past century. As a result, fuzzy logic was developed as a conception of logic capable of accommodating the ambiguities and polysemy inherent in language. Fuzzy logic extends the classical logical framework based on the binary set {0,1} (true–false) by introducing the interval [0,1]. Within this framework, the interval [0,1] consists of quantitative values that represent the degrees of membership of propositions in fuzzy sets, thereby enabling comparisons among qualitative attributes. Fuzzy logic thus goes beyond the true–false dichotomy and introduces new notions such as degrees of truth, including “more true” and “less true.” However, from the perspective of fuzzy logic, the concept of absolute truth (veritas) is set aside and rendered non-problematic, thereby effectively avoiding a metaphysical debate. This avoidance manifests itself within fuzzy logic as an absence of “1.” While fuzzy logic criticizes the notion of certainty imposed by binary logic and claims to more adequately reflect the ambiguities present in everyday life and language, this very critique of certainty simultaneously gives rise to a metaphysical problem. The flight from certainty has led to the postponement of the metaphysical question -namely, whether an absolute truth exists. This issue, which we designate as the problem of “non-one-ness,” can be rendered more explicit through the approach of “bearing logic” (taşım mantığı), which may be regarded as a consequence of the strong connection established between metaphysics and logic within Yalçın Koç’s system called Nazariyat.
Keywords: Certainty, Binary Logic, Fuzzy Logic, Truth, The Relationship between Language, Logic, and Metaphysics, Bearing Logic (Taşım Mantığı)